GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARI İSLÂM’IN NERESİNDELER?
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARI İSLÂM’IN NERESİNDELER?

Turan Tok
-İslâm coğrafyasının bugünkü perişan durumu göz önünde bulundurularak sorulsa; İslâm dünyası indirilen son hak dinin neresindedir ve İslâm ile ne kadar barışıktır?
Kur’an’ın ortaya koyduğu, Hz. Muhammed’in uygulamaları ile örnek tabloyu oluşturduğu İslâm ile bugün yaşanan İslâm’ın hak, hukuk, adalet, bilim, teknik ve insani değerler açısından bulunduğu yer neresidir?
‘Kendin için istediğini başkaları için istemedikçe gerçek bir mümin (insan) olamazsın’ mesajı ile Yahudi, Hristiyan, putperest ve Müslüman ayrımı yapmadan “Komşusu aç iken tok uyuyan bizden değildir” diyen İslâm’la yüzleşmek lazım mı?
‘Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim’ buyuran bir peygamberin ümmeti; yalan konuşur, iftira atar, çalar, çalanlara göz yumar, hukuku çiğner, insanları ayrıştırır, zengin kollanır, fakir ezilir, zinaya, uyuşturucuya kapılar açılır ise burada İslâm’ın ismi olsa da ruhu var mıdır?
Bunları yazmaktan maksadımız; dünyayı yöneten güçlerin “21. Yüzyıl İslâm’ın İslâm’la yok edilişi yüzyılı olacaktır” diye aldıkları kararlar ve bu kararlara karşı sorumluluk mevkiinde olanların İslâm inanç sisteminde yapılan tahribatlara karşı suskunluğudur.
Yahudi ve Hristiyan din adamlarında olduğu gibi, Kur’an ve sünneti kötü amaçları için kullanan veya kullandırılan ajan din adamlarının, din önderleri kimliği altıda din bezirganlığı yaparak sapkın bir kuşatma ile karşı karşıya olup olmadığımızla yüzleşmeye ihtiyaç var mıdır?
Goethe; “Tarih boyunca insanlığı en kolay kandırmanın yolu dinler ile olmuş, bütün dinleri de din adamları saptırmıştır” der. Kur’an’da; bize Hahamların ve Papazların dinleri içinden nasıl yıktıklarını anlatılır. Bu bakış açısı ve uyarıları önemsemek mi, yoksa boş ver deyip geçmek mi lazımdır?
Hz. Peygamber, vefatından üç gün önce hasta yatağında yanında bulunan halasına ve kızına “Ey halam Safiye, kızım Fatıma kimsenin kimseye fayda veremeyeceği gün için hazırlıklarınızı yapın” derken, papazlar gibi cennet pazarlayan, cehennemde yanmaz kefen satan, din dışı fetvalar verenlere karşı Diyanet ve İlahiyat merkezli Akademik çevreler gerekli uyarıları yapıyorlar diye inanalım mı?
De ki: “Hak geldi bâtıl yok oldu (İsra-81)”, Hz. Peygamber de “Bir elime ayı bir elime güneşi verseniz yolumdan dönmem” derken “dinlerin arasında diyalog” yolu kurdurularak İslâm dışı inanç sistemlerine yolları kimler neden açtı diye sorgulayalım mı? Yoksa boş ver, işin mi yok diyerek uyuyalım mı?
Bu sapık inanç sisteminin “Abant toplantılarındaki” ilahiyatçı akademik gülleri, “Zaman” gazetesi ve “Sızıntı” dergisinin yazar çizer kiralık kalemlerinin “HAK” adına; “HAKKI” tebliğ yerine rüzgâra yelken açıp, FETÖ’yü övmek için yarışa girerek bir neslin perişan oluşundaki rollerini sorgulamak gerekmez mi?
Kur’an’da akletmek, aklını kullanmak kelimesine 49 yerde, düşünmek, sorgulamak kelimesine 84 yerde dikkat çekilirken. Hz. Peygamber de bir saatlik tefekkür bir yıllık nafile ibadetten faziletlidir deyip; arkadaşları ile istişare ederek karar alırken “Cenaze yıkayanın elindeki cenaze gibi olmak” düşüncesi ile bir efendiye teslim olmak Kur’an ve Peygamberinin ortaya koyduğu İslâm’a ne kadar uyar diye soralım mı?
İslam ülkeler topluluğu yukarıda kısaca değindiğimiz noktalardan hareketle kendilerine bazı sorular sormak ve onlara cevaplar aramak, onlarla yüzleşmek zorunluluğu içindedir.
İslâm’ın ilk emri “OKU”, Hz. Peygamber de (sav); “İlim Mümin’in yitik malıdır, nerede bulursa alır”, “İlim Çin’de de olsa alınız,” gibi yüzlerce sözleri ile ilme, araştırmaya teşvik ederken bilimden asırlardır uzak kaldık; bilime sırtımızı döndük, bunda siyasetin ve bozulan medrese eğitim ve öğretimi ile ulemanın payı var mıdır?
İslâm’ın ilk dönemleri eşsiz bir yükseliş dönemi iken, sonra neden gerilerde kaldık, bunu sorgulayıp kendimize dönük eleştiriler yaparak yeniden eski günlere dönme gayreti içinde olduğumuz söylenebilir mi?
Granede; “Arap’ın atının terkisine binen İslam medeniyeti dünyayı bir anda güneş gibi aydınlattı. Batının prensleri tedavi olmak için İslam ülkelerine akın etiler; İslam dinarı yıllarca dünyanın para birimi olarak kullanıldı; Rişar’ın 900 ciltlik kütüphanesinden iftiharla bahsedilirken İslâm dünyasında birçok alimin kütüphanesinde binlerce ciltlik eser, umumi kütüphanelerinde yüzbinlerce eser mevcuttu” der.
Şimdi soralım; Müslüman toplumlar küresel rekabette niçin yoklar? Kur’an’ın evrensel mesajlarını günümüze niçin taşıyamadık ve düşünce zenginliğinden uzaklaştık?
Evrensel barışı hedef gösteren bir dinin mensuplarının değil evrensel barışı, kendi içindeki barışı oluşturamamasının sebebi olarak siyaset ve din eğitim kurumları ile yüzleşmesi gerekir mi?
Şunu soralım; Efendiler efendisi peygamber efendimiz dururken ne olduğu belli olmayan efendiler arkasına takılıp gruplara ayrılan, birbirinin arkasında namaz dahi kılmayanlar İslâm’a ne kazandırır, tevhit adına ne tehlikeler taşıyabilir diye sorgularsak ne denilir?
Hz. Peygamberin vefatı sonrası İslâm idari yapı olarak Cumhura kapılarını açınca kabileler halinde biat edilerek (bugünkü sandık) halifelerini seçtiklerini, dört halifenin aynı şekilde seçildiğini hiç birisinin çocuklarını veliaht ilan etmediklerini sorgulayıp neden totaliter rejimlere kayıldığının sorgulanması bir görev midir?
Hz. Muaviye ile saltanata dönüşen ve saltanat uğruna Hz. Peygamberin nesli de dahil kılıçtan geçirilen insanların itikat ve iman ile ilgili bir mesele için değil, saltanatlar uğruna feda edilişlerine içtihat farkı gömleği giydirilmesi sonraki katliamlara kapı aralamak olur mu?
Saltanat anlayışı içinde kılıcı keskin olanın kendini halife ilan ettiği, bu anlayış içinde babanın evladını, evladın babasını, karının kocasını, kocanın karısını katlettirdiği, hücrelerde aklını oynatanların padişah diye tahta oturtulmasının İslâm’la ve insanlıkla alakası ne kadardır?
Günahsız bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir (Maide-32) buyrulurken, “Devlet ebet müddet” diyerek kundaktaki çocukların öldürülmesi hırs ve ihtirasların putlaştırılmasından başka bir şey olabilir mi?
Kısaca özetlersek; Kur’an’da yasaklanan, Hz. peygamberin söylediklerine ters olan ve Kur’an’ın ortaya koyduğu, Hz. Peygamberin de ona uyarak hayat çizgisini belirlediği yolun dışına çıkan bütün yollar çıkmaz sokak olarak sapıklık ve sapkınlıktır.
İnancımız: “HAKKIN HATIRI HERŞEYDEN ÂLİDİR” inancı içinde inandığımız doğruları paylaşmaktır!
Turan Tok
17 Ocak2026
Kozköyü/Yakakent