29 Haziran 2026 - Pazartesi

OSMANLIDAN CUMHURİYETE TÜRKLÜK VE ATATÜRK

OSMANLIDAN CUMHURİYETE TÜRKLÜK VE ATATÜRK

Yazar - Turan Tok
Okuma Süresi: 8 dk.
321 okunma
Turan Tok

Turan Tok

-
Takip EtGoogle News

OSMANLIDAN CUMHURİYETE TÜRKLÜK VE ATATÜRK

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık…” (Hucurat-13) buyuran ilahi mesaj içindeki bu milletin kimliği “TÜRK’TÜR.”

“Kişi kavmini sevmekle kınanamaz” hadisinin ışığı altında kavmini sevmek, fıtri bir duygu olarak insanın yaratılışının gereğidir. İnsanın anasını, babasını, evladını akrabasını sevdiği gibi vatanını, milletini, bayrağını, sancağını sevmesi de bir insanlık duygusu ve borcudur.

 Ancak; üstünlük boyda, soyda, ırkta değil, Allah’a yakın olmakta, yani Allah’ın (cc) istediği gibi bir insan ve Müslüman olabilmektedir.

Bu inanç; ilim ve “devletin dini adalettir” anlayışı içinde meşveret, liyakat-ehliyet ile birlikte din, dil, ırk farkı gözetmeden “komşusu aç iken tok uyuyan bizden değildir” sözünü yol haritası olarak belirlemektir.

 “TÜRK’ÜN” bilinen yazılı tarihi yeryüzünde tespit edilen en eski topluluk ve Medeniyetlerden biri olarak tarihteki yerini alır... Soy kütüğü, Hz. Nuh’un (AS) oğlu Yafes’e dayandırılır.

Son bin yıllık döneme baktığımızda Oğuz’un Kınık boyundan1037’de Büyük Selçuklu Devleti kurulur; devlete Selçuk beyin adı verilir. Adalet terazisi doğru tutulur, Medreselerde yapılan eğitim ve öğretimle de dünya tarihindeki önemli yerini alır. 

1299’da Selçukludan bayrağı Kayı boyundan Osmanoğlu alır. Devletin dini Adalettir çizgisi takip edilip, bilime sarılınca çağ açılıp çağ kapatılır. “Kardinal külahı görmektense Osmanlının sarığını tercih ederim” denilir. Ne zamanki bilimden adaletten uzaklaşılır, töreler ve milli yapı bozulur, felaket çanları çalmaya başlar.  

         Oğuz’un Kayı boyunun Türkmen çocuğunu kuşatan dönme, devşirmeler 600 yılı aşan zaman dilimi içinde silahla yenemedikleri Türk’ü Osmanlı kimliği altında eritip bitirmeyi planlar ve Türk’ü Türk’e kırdırır. Türk milletini; dili, dini, tarihi ve kültürü ile birlikte bu anlayış içinde kuşatıp eritirler.

 Türk milli kimliğine düşman olup, Türk’ün evladına Türküm demeyin, Müslümanım, Osmanlıyım deyin, Türk’üm derseniz ülkeniz bölünür dediler, bizde demedik ama onlar Osmanlının sarayında Türk’e “AKILSIZ, AHMAK TÜRK” diye hakaret edilmesine ses çıkaramadık. 

 İdare bozulup Lüks, israf ve sefahat alemleri de öne çıkınca Osmanoğlu önce durakladı, sonra geriledi, sonrada Sevr Anlaşması ve Mondros sözleşmesi ile Türk’ün idam kararı verildi; kâğıt üzerinde mirası paylaşıldı, Türk ordusu ve donanmasının terhis kararı alındı.

İtilaf devletleri başta İstanbul olmak üzere asker çıkarıp kontrolü ele geçirmeye başladılar. Hopa’da Pontus Devleti kuruldu. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e asker çıkardılar. Bu dönem Türk milletinin tarihteki en karanlık dönemidir.

Bu dönemi Ali Fuat Cebesoy şöyle anlatır: “Biz kurtuluş savaşını M. Kemal, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir Paşa, Refet Paşa, Ruf Orbay birlikte başlattık. Eğer Atatürk başa geçmese idi, hiçbirimiz bu işi götüremezdik. Atatürk’ün üstün kudret ve kuvveti, cesareti, mertliği ve dürüstlüğü hepimizi bir araya getirmiş ve bu uygulamamız tutmuştur.”

İşte bu inanç ve imanla yola çıkanlar Osmanlının külleri üzerinde bağımsız, bağlantısız bir devlet kurmuş, adını da “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” koymuştur. 

Mustafa Kemal ve arkadaşları TÜRK kelimesi hafızalardan silindi sanılırken Türk adı ile Göktürk Devletinden tam 1369 yıl sonra ikinci defa olarak “Türkiye Cumhuriyeti” adı ile yeni bir devlet kurdular... Bu anlayış Türk’ün yeniden doğuşu ve şahlanışına giden yeni yoldu…

Bu kuruluşu “Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı”, “Türk Dil Kurumu”, “Türk Tarih Kurumu” vb. kuruluşlar takip ederek Türklüğün yeniden ele alınması Osmanlı’nın sırtından kene gibi geçinenleri, Türk’ten ve Türklükten nefret edenleri ve mirası bölüşmeye hazırlananları kudurtup çılgına çevirdi.

Mustafa kemal ve Türk düşmanlığının altında emperyalist (haçlı) dünyası ile haçını koynunda taşıyanların ırkçılık, mezhepçilik, etnik yapı ve din eksenli ülkeyi bölme hevesi olanlar uyumayıp Cumhuriyet idaresine ve kurucularına karşı omuz omuza vererek harekete geçtiler…

Vatandaşlık anlayışının önemini kavrayamayan, kulluğa talip köle ruhlu sefih ruhları da arkalarına alınca M. Kemal ve Cumhuriyetle idare edilmek iğneli fıçıda pireli yorganla uyumaya dönüştürüldü.    

 Şunu unutmayalım; Türk devletini yıkmak isteyen, yıkamadıkları için karnı ağrıyan, midesi bulanan ve kanunlar çerçevesinde tarifi yapılan Türk kelimesini kullanmayan, kullanamayan hiç kimse devlet kuran adam M. Kemali sevmez, sevemez; Türk’e dost olamaz.

Çünkü; Yunan birliklerine hoş geldiniz diyen, keşke İzmir’i Yunanlı alsaydı diyen, Yunanlılara savaş açan M. Kemal ve arkadaşlarını kafir ilan edip idam kararlarını çıkaranlar sevmedi onların çocukları da sevmedi sevmeyecekler...

Pekiyi M. Kemal , bezirganlarının karargahlarını F. S. Mehmet’ten sonra kapatan lider oldu. Osmanlının 600 yılda açmadığı fabrikalar açtı, uçak uçurup sattı…

Pekiyi bu kimleri rahatsız etti? Hiç şüphesiz Türk’ü sevmeyen, Türk’e düşman olan içteki ve dıştaki herkesi… İçteki sevmeyenleri okuyucumun yorumuna bırakıyor, dıştaki gavurcukların görüşlerinden sadece bir iki örnek vererek karın ağrılarının sebebini anlamaya çalışalım diyorum ve işte gavurcukların bakışlarından esintiler:  

  Almanya’nın önde gelen istihbaratçılarından Udo Steinbach, 1998’de verdiği bir konferansta şöyle diyor: “Sorun, Atatürk’ün Paşa fermanıyla yarattığı yapay bir ürün olan “TÜRK” devleti ve “TÜRK” ulusudur.

 Sorun, Kemalizm ve Kemalizm’in ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk, zorlama ve yapay “TÜRK” ulusudur. “BÖYLE BİR ULUS YOKTUR!” olmadığını Türkiye’de yaşayan “Kürt-Türk”, “Müslüman-Laik”, Alevi-Devlet” çatışmalarında görmekteyiz. “BU UYDURUK ULUSU” Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yok ettiler, sonra Rumları. Kürt olanları ise şu güne kadar neden yok etmediler bilinemez.”

CIA elemanı ve CFR üyesi Samuel Huntington ise “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında “Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir diye havlarken ”1997- yılında CIA ajanı olan Paul Henze’de “Atatürkçülük öldü” diye sayıklar. 1988- yılında bir başka CIA ajanı ve Ortadoğu masası şefi olan Graham Fuller ise şu talimatı verir, “Kemalizm’e son verin; Osmanlıyla övünün...”

 Selçukluda, Osmanlı’da bizim geçmişimiz, biz onlarla övünürüz. Ama şunu da biliriz “gavurcukların hiçbir isteği bizim lehimize olacak istekler olmamıştır, olamazda!

AB. RAPORUNA GÖRE İSE: “Türkiye AB’ye girmek istiyorsa Kemalizm’den vazgeçmelidir” denilmektedir. Irak’ta, Libya’da demokrasi istiyorsanız, Arap baharı istiyorsanız Saddam’dan, Kaddafi’den kurtulun dedikleri gibi bize de Mustafa Kemalden kurtulun deniliyor.

ne yaptı da sevmiyorlar? Yabancılara teslim olmadı ve bir devlet kurdu. Çan sesi yerine ezan dinletti, İslam dininin anlaşılması için en çok İslami eser yazdıran lider oldu, mason derneklerini kapattı, dinAB-ABD ve İngiliz servislerinin yatağa attığı tescilli, paralı uşakları da Türkün varlığından rahatsız olmaktalar.

Türk’ün evladı! B u topraklar dedenin kanının bedeli alınan topraklardır, dostunu düşmanını tanı, kendine dön ve “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” diye haykır, haykır ki deden mezarında rahat uyusun!

Türk milletini, Türk devletini, Türk bayrağını, Türk’ün askerini seven, Türk topraklarında kardeşçe yaşayıp ölmeyi hedefleyen ve bu topraklar bölünemez, bizim vatan topraklarımız diyen herkese selam olsun.

                                                             23-Haziran 2023 Kozköyü / Yakakent

 

 

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.