08 Ağustos 2026 - Cumartesi

TARİHİN ŞAHİTLİĞİYLE DEVLET ADAMLIĞI

TARİHİN ŞAHİTLİĞİYLE DEVLET ADAMLIĞI

Yazar - Turan Tok
Okuma Süresi: 31 dk.
218 okunma
Turan Tok

Turan Tok

-
Takip EtGoogle News
TARİHİN ŞAHİTLİĞİYLE DEVLET ADAMLIĞI
Yıllar vardır ki, Mehmetçik yatak yüzü görmemiştir. Cepheden cepheye koşmuş, onda sekizi cephelerde kırılmış, birçoğu da elsiz, kolsuz, gözsüz sakat kalarak gazi olmuştur.
Ülke sakatlardan oluşan gazilerimiz, babasız kalan yetimlerimiz, dul kalan nenelerimizin ülkesi haline gelmiş; yıllardır cephedeki askerini yedirip, içirip, giydirmek de geride kalan bu insanların sırtına kalmıştır.
Önce cephedeki askerin ve hayvanlarının yedirilip içirilmesi için samanlıktaki saman, ambardaki buğday, arpa, sonra da ellerindeki sürüleri, atlar, katırlar, öküzleri alınınca komşular ellerindeki ineklerle öküzleri eşleştirip sırayla çifti sürmüşler.
Bazen de Ayşe ana, Fatma bacı boyunduruğun bir tarafına öküzünü, ineğini, diğer tarafına da kendi koşulup çiftini öyle sürmüştür. Bu tabloyu beynimizin bir tarafına kaydedelim…
Türk milletine Mondros ve Sevr ile kefen biçen, tabut hazırlayanları Türk milleti hazırladıkları Kefene sarmış, tabuta koyarak CUMHURİYETİ kurmuştur.
Yeni kurulan genç ‘Cumhuriyet Hükümeti’ ağır ağır toparlanmaya, kendine gelmeye başlar. Ancak; bazen bela da gelir size bulaşır yaaa! İşte, yeni kurulan devlet için de tam böyle bir durum vardır…
Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurucularının devlet adamlıkları, kararlılıkları, kendilerine güvenleri, devleti sahiplenmekteki hassasiyet ve dirençleri test edilmek istenir, tansiyonları ölçülüp test edilmek istenirler…
Yıl 1934, aylardan da Temmuz ayıdır… Üzerinde güneş batmayan, emperyalizmin babası İngiltere’nin Akdeniz filosu, Akdeniz ve Ege’de turlayıp, dolaşmaktadır…
İngiltere filosu Ege’de Sisam adası yakınlarına gelince, birkaç İngiliz askeri, tekneyle Kuşadası’nın Kanapiçe koyuna yaklaşır; denizci askerler izinsiz olarak babasının bağına girer gibi karaya çıkar, elini kolunu sallayarak ilerlemeye başlarlar… Ancak, beklemedikleri bir şey olur.
Dip Burnu Karakolu’ndaki askerler bunlara sert bir şekilde dur! Kimdir o? Diye ihtar ederek parolayı sorunca İngilizler tabanı yağlayıp teknelerine doğru kaçmak isterler istemesine de Balıkesirli Er Musa Şaşmaz da tetiğe basar ve hedefi de şaşmaz… İngilizlerden biri ölür, yaralılar vardır.
Kuşadası kaymakamı acilen durum hakkında Ankara’yı arar ve o sırada Bolu’da seyahatte olan Mustafa Kemal Paşa’yı durum hakkında bilgilendirir… Olay sonrası Kuşadası kaymakamı taltif edilir.
Ortalık karışmış, İngilizler ayağa kalkmış, karakoldaki Türk askerlerinin ve Er Musa’nın cezalandırılmasını istenmiştir... Mustafa Kemal Atatürk’ün İngilizlere cevabı da şu olur: “TÜRK ASKERİ ÜSTÜNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMIŞTIR…”
İngiltere ayağa kalkmış, basında savaş çığlıkları atılmaya, yeni kurulan Türk devleti ve devlet yetkililerine tehditler savrulmaya başlanmıştır.
Bu durum karşısında birliklere talimatlar verilerek teyakkuza geçirilir. Ege bölgesindeki birliklerin bir kısmı da seferberlik durumuna geçirilir. İzmir Müstahkem Mevki Komutanlığı Birlikleri, Balıkesir 2. Kolordu ve Afyondaki Kolordu bölgeye doğru yola çıkarılır. Mustafa kemal bağımsızlıkta tavizsiz ve kararlıdır, geri adım atılmaz…
Devrin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, kendisiyle görüşmek için gelip ziyaret eden İngiliz elçisine Atatürk’ün talimatları doğrusunda ‘Bağımsız bir ülkenin toprağında izinsiz ne işiniz vardı’ diye kesin tavır koyarlar...
Türkiye’yi test etmek için gelen, bu milleti Hintli Racalar ve sömürgesi ülkelerin etek öpücüleri ile karıştıran İngiliz, tokadı yiyerek Türk’ün ve Türklüğün ne olduğun öğrenirler.
Şimdi tam bu noktada duralım ve kendimize soralım! Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan milletimizin Ege adalarında Yunanlının bayrak dalgalandırılmasına sessiz kalışımızın sebebini soralım ve devlet adamlığı nasıl olmalı diye vicdanlarımıza sorup kararlarımızı verelim!
Diğer başka olay, ABD Nato tatbikatında Muavenet Firkateynini kasıtlı olarak vurup askerlerimizi şehit etti. Eşref Bitlis Paşanın uçağını düşürdü. Türk askerinin başına çuval geçirdi.Dağda PKK sıkışınca İncirlikten helikopter kaldırıp yardım attı.
Şimdi bunları da vicdan terazilerimizin kefelerine koyup iki sarhoş dediklerimizin yaptıkları ile karşılaştıralım... İnsaf ve vicdan terazilerimiz ne derlerse kararınız o olsun!
Bu yapılanlar karşısında özür dilemeyen, nota veremediğimiz kafatası avcısı Amerikalıya ‘Türk Milletine’ karşı yaptığı hakaretlerden dolayı büyük devlet diyelim ve ’büyük devletler özür dilemez’ diyerek tarihteki yerimizi alalım. Vicdan terazilerimiz bozulmamışsa bunları da tartıp karar verelim!..
Büyük devletler, büyük devlet adamları ile büyük olmuşlardır. Büyük devlet adamları büyük işler başararak büyük olurlar. Yokluklar içinde milli mücadele ruhu ile kazanılan vatan toprağı düşman önünde eğilerek korunamaz, korunmamıştır.
Meydanlarda büyük laflar ederek büyük devlet adamlığı olunmaz. Büyük devlet adamlığı önce temsil ettiği milletteki asli cevheri iyi bilir, iyi tanır. Kimlik sıkıntısı olmaz, tarih bilincine sahiptir; yeri gelince risk alır.
Devlet adamı oturacağı koltuğa donanımıyla hak ederek; alnının teri, bileğinin hakkı, yüreğinin gücüyle gelir ki, gelirken destekleyenler istekleri olmayınca kösteklemesinler. Yoksa in Ali, bin Veli oluverirler…
Devlet adamı, mirasçılarını, yandaşlarını ‘Devlet malı deniz’, ‘Yağma Hasan’ın böreği’ anlayışından uzak tutabilen adamdır. Allah bu milleti ülkücülük adına ülküsünün, iman ve inanç sistemimiz adına inancımızın, sosyal demokrasi adına demokrasinin, Atatürkçülük adına Atatürk ticaretini yapmaya kalkan her türlü şarlatanlardan korusun. Dili ile kalbi bir olanlara, gerçek vatanseverlere selam olsun…
27-Ağustos 2010/ORDU
Daha azını gör
Gönderi paylaştı
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Google 'a Şaban Sezgin yazdım.Bakınız ne çıktı.
 
 
Gönderi paylaştı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Alaçam Balligi
Başarılar Diliyorum Abim
 
  •  
  • Yanıtla
  • Gizle
 
 
 
Şaban Sezgin
Alaçam Balligi teşekkür ederim.
 
  •  
  • Yanıtla
 
 

 

 
 
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
 
 
Gönderi paylaştı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Erdinç Baş
Ben O Kısmını Hiç Düşünmemiştim
 
  •  
  • Yanıtla
  • Gizle
 
 
 
Bas Ertugrul
Erdinç Baş Ne derlerse Tersini yapıyorlar, Hala anlamadın mı ? Teröristleri Asker, sivil Çocuk katillerini serbest bırakarak Terörsüz Türkiye lafına da inanmışsındır belki.
Erdinç Baş Ne derlerse Tersini yapıyorlar, Hala anlamadın mı ? Teröristleri Asker, sivil Çocuk katillerini serbest bırakarak …
Daha fazlasını gör
 
  •  
  • Yanıtla
  • Gizle
 
 

 

 
 
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
 
 
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TARİHİN ŞAHİTLİĞİYLE DEVLET ADAMLIĞI
Yıllar vardır ki, Mehmetçik yatak yüzü görmemiştir. Cepheden cepheye koşmuş, onda sekizi cephelerde kırılmış, birçoğu da elsiz, kolsuz, gözsüz sakat kalarak gazi olmuştur.
Ülke sakatlardan oluşan gazilerimiz, babasız kalan yetimlerimiz, dul kalan nenelerimizin ülkesi haline gelmiş; yıllardır cephedeki askerini yedirip, içirip, giydirmek de geride kalan bu insanların sırtına kalmıştır.
Önce cephedeki askerin ve hayvanlarının yedirilip içirilmesi için samanlıktaki saman, ambardaki buğday, arpa, sonra da ellerindeki sürüleri, atlar, katırlar, öküzleri alınınca komşular ellerindeki ineklerle öküzleri eşleştirip sırayla çifti sürmüşler.
Bazen de Ayşe ana, Fatma bacı boyunduruğun bir tarafına öküzünü, ineğini, diğer tarafına da kendi koşulup çiftini öyle sürmüştür. Bu tabloyu beynimizin bir tarafına kaydedelim…
Türk milletine Mondros ve Sevr ile kefen biçen, tabut hazırlayanları Türk milleti hazırladıkları Kefene sarmış, tabuta koyarak CUMHURİYETİ kurmuştur.
Yeni kurulan genç ‘Cumhuriyet Hükümeti’ ağır ağır toparlanmaya, kendine gelmeye başlar. Ancak; bazen bela da gelir size bulaşır yaaa! İşte, yeni kurulan devlet için de tam böyle bir durum vardır…
Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurucularının devlet adamlıkları, kararlılıkları, kendilerine güvenleri, devleti sahiplenmekteki hassasiyet ve dirençleri test edilmek istenir, tansiyonları ölçülüp test edilmek istenirler…
Yıl 1934, aylardan da Temmuz ayıdır… Üzerinde güneş batmayan, emperyalizmin babası İngiltere’nin Akdeniz filosu, Akdeniz ve Ege’de turlayıp, dolaşmaktadır…
İngiltere filosu Ege’de Sisam adası yakınlarına gelince, birkaç İngiliz askeri, tekneyle Kuşadası’nın Kanapiçe koyuna yaklaşır; denizci askerler izinsiz olarak babasının bağına girer gibi karaya çıkar, elini kolunu sallayarak ilerlemeye başlarlar… Ancak, beklemedikleri bir şey olur.
Dip Burnu Karakolu’ndaki askerler bunlara sert bir şekilde dur! Kimdir o? Diye ihtar ederek parolayı sorunca İngilizler tabanı yağlayıp teknelerine doğru kaçmak isterler istemesine de Balıkesirli Er Musa Şaşmaz da tetiğe basar ve hedefi de şaşmaz… İngilizlerden biri ölür, yaralılar vardır.
Kuşadası kaymakamı acilen durum hakkında Ankara’yı arar ve o sırada Bolu’da seyahatte olan Mustafa Kemal Paşa’yı durum hakkında bilgilendirir… Olay sonrası Kuşadası kaymakamı taltif edilir.
Ortalık karışmış, İngilizler ayağa kalkmış, karakoldaki Türk askerlerinin ve Er Musa’nın cezalandırılmasını istenmiştir... Mustafa Kemal Atatürk’ün İngilizlere cevabı da şu olur: “TÜRK ASKERİ ÜSTÜNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMIŞTIR…”
İngiltere ayağa kalkmış, basında savaş çığlıkları atılmaya, yeni kurulan Türk devleti ve devlet yetkililerine tehditler savrulmaya başlanmıştır.
Bu durum karşısında birliklere talimatlar verilerek teyakkuza geçirilir. Ege bölgesindeki birliklerin bir kısmı da seferberlik durumuna geçirilir. İzmir Müstahkem Mevki Komutanlığı Birlikleri, Balıkesir 2. Kolordu ve Afyondaki Kolordu bölgeye doğru yola çıkarılır. Mustafa kemal bağımsızlıkta tavizsiz ve kararlıdır, geri adım atılmaz…
Devrin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, kendisiyle görüşmek için gelip ziyaret eden İngiliz elçisine Atatürk’ün talimatları doğrusunda ‘Bağımsız bir ülkenin toprağında izinsiz ne işiniz vardı’ diye kesin tavır koyarlar...
Türkiye’yi test etmek için gelen, bu milleti Hintli Racalar ve sömürgesi ülkelerin etek öpücüleri ile karıştıran İngiliz, tokadı yiyerek Türk’ün ve Türklüğün ne olduğun öğrenirler.
Şimdi tam bu noktada duralım ve kendimize soralım! Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan milletimizin Ege adalarında Yunanlının bayrak dalgalandırılmasına sessiz kalışımızın sebebini soralım ve devlet adamlığı nasıl olmalı diye vicdanlarımıza sorup kararlarımızı verelim!
Diğer başka olay, ABD Nato tatbikatında Muavenet Firkateynini kasıtlı olarak vurup askerlerimizi şehit etti. Eşref Bitlis Paşanın uçağını düşürdü. Türk askerinin başına çuval geçirdi.Dağda PKK sıkışınca İncirlikten helikopter kaldırıp yardım attı.
Şimdi bunları da vicdan terazilerimizin kefelerine koyup iki sarhoş dediklerimizin yaptıkları ile karşılaştıralım... İnsaf
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.