22 Ağustos 2026 - Cumartesi

KİTAP KÜTÜPHANE VE OKUMAK

KİTAP KÜTÜPHANE VE OKUMAK

Yazar - Turan Tok
Okuma Süresi: 6 dk.
350 okunma
Turan Tok

Turan Tok

-
Takip EtGoogle News

    KİTAP KÜTÜPHANE VE OKUMAK

         Kitap; yaratanın yaratılana mesajlarının fihrist ve anahtarı. Uygarlıklara önderlik yapan, ışık tutan, hayat ötesi bir hayat için şifrelenmiş ve insanlığa sunulmuş bir ustanın değer biçilemeyen hayat memba-ı’dır.

 

         Kitap; kâinat Mektebi’nin kurucusunun ilk emri “oku” diyerek başlayıp, ikinci ferman-ı ile de: “Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına…” diye devam eden, insanlığın kurtuluş reçetesi; kıyamete kadar değişmeyecek mesajların ana kaynağı…

 

         Şu andaki İslam dünyasının durumu: kurtuluş reçetesi yazan hekimin tavsiyesine uymayıp yatakta acılar içinde kıvranan hastanın veya elinde memba suyu bulunup ta kapağını açıp içmesini bilmeyen, serap hayalleri geçiren aptal bedevinin durumu gibidir.

 

         Kitap okumak; üzüntünün, elemin, stresin ilacı; aklını kullanmanın anahtarı, Allah (C.C) ın “Oku ve yaz” emrine boyun eğerek bilimin kapılarını açıp yükselmenin usulü ve değişmez metodudur…

 

         Kitap okumak; güzeli ve güzelliği seven aydınlığa koşan kimselerin eğlencesi ve onların bakımlı bahçeleri, istişare heyet-i, en sabırlı, hiç darılmayan, kızmayan arkadaş ve öğretmenleridir…

 

         Kitaplar; Kütüphanelerin nüfuslarına kayıtlı çocukları, bilgilerin çeşmeleri, medeniyetlerin göstergesi, önceki nesillerin düşüncelermumyası ve en sevimli mumyalar mezarlığıdır.

 

         Zengin bir kütüphane; gelmiş geçmiş, iz bırakıp gitmiş, bütün insanları emrinize vermiş, ayakta dizilip hizmet etmek için sizi bekleyen, ilim ve irfan ordusudur.

 

         Konfüçyüs huzuru, mutluluğu ve zenginliği kitap dolu bir eve benzetir ve der ki; “Kitabına eğilmiş çocuk, tarlasını süren çiftçi, tezgâhtaki sanatkâr ve mutfakta yemeğini pişiren kadın, fenalık düşünmeye vakit bulamaz.”

 

         Kütüphane raflarını doldurarak okuyucu bekleyen, üstleri tozlanmış, boynu bükük kitapların sahibi olan ülkelerin insanlarının dimağları körlenmeye, vicdanları paslanmaya, ülkenin geleceği karanlığa doğru gitmeye başlamış demektir. Çünkü kütüphaneler akla şifa verip şifre koyan, ölçü koyan ve yol gösteren eczanelerdir.

 

         İslam medeniyetinin dünyayı aydınlattığı dönemde; Fransız elçilerinden Orta Asya tarih ve coğrafya mütehassısı Fernard Grenard batı ile İslam ülkelerini mukayese ediyor ve şöyle diyor: “Charles Qint’in 900 ciltlik kütüphanesi ile iftihar edilir; halbuki daha dört asır önce İspanya’daki halifenin kütüphanesinde 400.000 kitap vardı… Bu rakamlar iki dünya arasındaki farkı mukayese için yeterli olacaktır…”

         Kitaplara, kütüphanelere darılıp, kitaplarımız raflarda unutulunca bilimde bizden kaçtı; bize küstü, biz geri, batı ileri gitti. Bilim güneş gibidir; doğduğu yerden aydınlanma başlar.

         Bilime kapıyı kapattığımız, matbaadan korktuğumuz için matbaa bize gelene kadar Avrupa’da 2,5 milyon çeşitli türde kitap basılmış, beş milyardan fazla da kitap satılmıştır. Buna paralel olarak dünyanın kültür merkezleri de değişmiştir. Dün İslam medeniyeti adına övgü yapanlar bu sefer İslam’ın hilafet merkeziyle dalga geçmişlerdir.

           Bu anlamda Volter der ki:” İstanbul’da bir yılda yazılanlar, Paris’te bir günde yazılanlardan azdır!” Acı da olsa gerçeğimiz budur. Çıkış, ayağa kalkış: Titreyip kendine dönmektedir. AB ve ABD’ye kuyruk olmakta değil, M. Kemal gibi, başına buyruk olmak, “PAKTLAR” kurmaktadır.

            Şimdi diyoruz ki: Gözlüklerimizi çıkaralım! Beynimize konulan ipotekleri kaldıralım, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim; erkeklerde yüzde yedi, kadınlarda binde dört okuryazarı olan bir topluluk asırlarca geri bırakılmış olmuyor da bir gecede harf devrimi ile mi bırakılmış oluyor. Biz kararı vicdan terazilerine bırakıyor, vicdanlar nasıl tartıyorsa öyle olsun diyoruz!

 

 

 

         Kitaplarda arkadaşlar gibi iyi seçilmelidir. İnsanları güzele, güzelliklere, sevgiye, dayanışmaya davet etmeyen kitaplarda kötü huylu, insanlar gibi zararlıdırlar.

 Denilmiştir’ ki: “Okunan her kitap yazarın aynasıdır; aynaya bakan bir maymunsa, karşısında elbette bir evliya görmez”

 

         Kitap okumak; asırlar önce yaşamış, kendilerini göremediğimiz insanların sohbet meclislerinde bulunmanın zevkine ermek gibi… Kitapsız, kütüphanesiz bir dünya da elektrik santralleri yok olmuş karanlıkta kalan bir ülke gibidir…

 

 

         Kitap, çilekeşlerin tesellisi, karanlık beyinlerin aydınlık lambası “şöhretin mutfağı, hayatın da tuzu biberidir.” Aydınlanacak ve aydınlatacak beyinlere Rabbin ilk emri oku olduğu için bu emre uy ve oku!

 

         Ahmet Rasim: “Bir cemiyette yaşayan fertlerin ana harcama kalemlerinden birisi de kitap olmadıkça o cemiyette kalkınmadan bahsedilemez” demektedir.

 

 

         Kitaplar ve kütüphaneler, akıllı devlet adamlarının kolluk kuvvetleri ve can kurtaran simitleridir. Basiretli devlet adamları; kitap okumayı teşvik edip, kütüphaneler açarak hapishanelerin kapısına kilit vurmasını bilen kimselerdir…

 

        KISACA KİTAP: aşktır, hasrettir, sevgidir, medeniyettir, duygudur, bayraktır, vatandır…

         Azerbaycanlı şair Zelimhan’da başka bir açıdan kitaba bakarak; hasretle, özlemle, kitap için şöyle der:

 

         Uydurma yazıların lezzet gezme dadında,

 

         Ölmez kitaplar kalır nesillerin yadında.

 

         Buradan bir kitap apar (götür) Azerbaycan adında,

 

         Oradan Türkiye adlı ulu bir kitap getir!

TURAN TOK

Yakakent/Kozköy

 

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.