01 Eylül 2026 - Salı

ŞEHİT ANALARININ GÖZYAŞI DİNER Mİ?

ŞEHİT ANALARININ GÖZYAŞI DİNER Mİ?

Yazar - Turan Tok
Okuma Süresi: 5 dk.
70 okunma
Turan Tok

Turan Tok

-
Takip EtGoogle News

                 ŞEHİT ANALARININ GÖZYAŞI DİNER Mİ?

                Kurbanlık koç gibi evladını kınalayıp vatana adayan, ellerinde Türk bayrağı, önde davul zurna askere yollayan, asker anası olunca gururlanan analar bizim analarımızdır…

          Haydi yavrum vatan borcu diyerek askere yollayan, şehit olunca da “VATAN SAĞOLSUN” diyen analar bizim analarımızdır!

               Şehitlerin tabutlarına sarılan, başlarında hüzünle dalgalanan bayraklar bizim bayraklarımız, gözyaşlarımızla sulanan topraklar da bizim topraklarımızdır.

              Vatan için, din için, devlet için deyip, seve seve şehit olup can[tt1]  verenler, kanlı kefenler ile toprağa girenler bizim şehitlerimizdir.

               Bunlar unutulur, hakları çiğnenir, bayrağa bez parçası, vatana toprak parçası denilirse vatan ağlar, toprak ağlar, bayrak ağlar, analar ağlar…

                Şehitliklerde mezar taşlarını evlatları gibi kucaklayıp okşayan, başuçlarında dalgalanan bayrağı evlatları gibi koklayan ayağı öpülesi analar bizim analarımızdır.

               Şehitlerimizin kanı, gazilerimizin gayreti, dedelerimizin mirası topraklarda paçavraların dalgalandığı gün vatan toprağı ağlar, şehitler ağlar, gaziler ağlar, analar ağlar!

               Kan vererek, can vererek alınmış, kan vererek, can vererek korunmuş topraklar Türk’ün öz vatan topraklarıdır. Bunlar unutulur, bölücü katile sayın denilir, kurucu lider iltifatları yapılırsa toprak ağlar, bayrak ağlar, şehitle ağlar, analar ağlar… 

                 Apo bir piyondur, Patronları; “Anadolu Hristiyanlığın kutsal topraklarıdır” deyip terör örgütlerini donatan ve paralı asker olarak cepheye sürenlerdir. Terör bitecek, kan akmayacaksa Türk milletinin muhatabı kuklalar değil, kuklaları oynatan ellerdir. 

                 Kuklalarla açılım olacak, gözyaşları dinecek denilen filmi izledik, Diyarbakır meydanında toplandık. Türk bayrakları yerine paçavraları, Mustafa Kemal posterleri yerine “ÖÇ-ALAN” (ÖCALAN) posterlerini astık ve bunun adına “ÖZGÜRLÜK” dedik.

                Diyarbakır meydanı dolduruldu, devleti kuranlar unutuldu.  Irak Kürdistan devlet başkanı Barzani konuşurken misafir olduğunu söyledi; BDP milletvekili Özdal Üçer itiraz etti, “Bir Kürt Kürdistan’da misafir olmaz, burası onun vatanıdır” diyerek ‘çözümün ne olduğunu gösterdi.

           Çözüm yolculuğuna devam edildi, çocuk katili ‘Sayın APO’ oldu; ‘kurucu lider’ denildi. Açılım olgunlaştırılıp, “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” için çocuk katliyle pazarlık yapıldı Sevr’e geri dönüldü.

 

             Devletlerin muhatabı devletler olur; eşkıyaların başı kırılır, hesap sorulur ilkesi unutuldu. M. Kemal ve arkadaşları bunu yaparak devlet kurdular, eşkıya karşısında eğilmediler, hesap sordular. 

          Dün, asın deyip ip atılır, bugün de kurucu lider deyip insan muamelesi yapılırsa bataklıktan çıkılmaz; ülke bölünür, ülkücüler bölünür. Ülkücülerin bazıları ilkeleri için partilerini, bazıları da ilkelerini partileri için değiştirme durumunda bırakılır… 

 

            Ülkücülüğün olmazsa olmazı ilkeleridir. Partiler araç, ilkeler amaçtır. O bakımdan, “büyük başlar fikirleri, orta başlar olayları, küçük başlar şahısları tartışırlar” denilmiştir. Şahısların değerini ilkeler belirler.

          Netice ne mi oldu? Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım diyenlere “beka meselesi” deyip yollar açıldı

       Kuklanın ipleri kuklacının elinde iken, kuklaya bakıp kuklacıyı görmemek, “eğri cetvelden doğru çizgi çıkacağına inanmak, zehirden şifa, gavurdan vefa beklemek gibi olacaktır!

             10 Ağustos 1920’de dayatılan Sevr anlaşmasının 62,63,64 maddeleri yeniden gündeme getiriliyor, Cumhuriyeti kuranlara yaptıramadıklarını bir asır sonra yaptırmaya çalışıyorlarsa düşündürücüdür.

           İngiltere, Fransa, İtalya temsilcilerinden oluşan bir komisyon Cumhuriyeti kuranlara Fırat’ın doğusundaki vilayetlerde yerel bir “KÜRT” yönetimi kurulmasını dayatırlar.

         Buna göre, Kürtler dilerse anlaşma şartlarına bağlı olarak Milletler Cemiyetine başvurarak bağımsızlık talep edeceklerdir; şartları kabul edilmez.

           Ancak, maç 90 dakikadır, Kürdistan’ın dört ayağından birisi olan Türkiye’de Kürdistan’a giden yol “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” sloganı ile yürütülmeye devam edilmektedir.

       Haçlılar, “Anadolu Hristiyanlığın kutsal topraklarıdır, kafir Türklere bırakılamaz” derler. “Arap Baharı” ile Müslümanı Müslümana tekbir getirerek boğazlatanlar. Bin yıldır beraber olduğumuz kardeşlerimizi silahla ayaklandırıp ülkeyi bölemediler.

         Ancak, çok yol aldılar; her kimlik altına yerleşerek insanların siyaset ve siyasetçiye güvenlerini yok ettiler. Dün ak dediğine yarın kara diyen, haramı helal gibi yiyen, birbirine ağza alınmayacak, yüze bakılmayacak söz diyenlerin kol kola girişleri İslami ve insani değerlerin bitirilişi oldu. 

 

 [tt1]

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.