23 Aralık 2025 - Salı
EMEKLE,EDEPLE BÜYÜDÜK...
EMEKLE,EDEPLE BÜYÜDÜK...
Yazar - Murat Kaya
Okuma Süresi: 7 dk.
148 okunma

Murat Kaya
-Çocukluğumuz ; ailede, kardeşlik hukuku,dayanışma kültürü,işbirliği içinde, sorumluluk duygusu ve düşüncesiyle mayalandı.
Her birimizin BEN'i ,BİZ kültüründe varoldu. Elbette denetim odaklı ,korku kültürü temeli, aile büyüklerimizin taşıdığı değerler içinde bize yansıdı. Büyüklerimiz sevgisini sunmaktan ziyade resmiyet ve ciddiyet tutumu içindeydiler.
İlkokul,özellikle öğretmen merkezli ve öğretme odaklı olsa da her çocuk okuma aşkı içindeydi. Okumak,insan olmaktı...Kara önlük,beyaz yaka, cizlavet lastikli giyimimizde özenliydik. Özenti neydi ,bilmezdik.
İsteklerimiz değil, ihtiyaçlarımız önemliydi.
Kundura denen, iskarpin ayakkabıyı çok sonra giyebildik.
Yokluğumuz içinde bolluk yaratan gönül zenliği içinde büyüdük.
Aile içi birlik,dirliğimizdi.
İyi dinleyen,okuyan,ilgili, sorumluluklarını bilenlerdik.
Dönemin Köy Enstitülü çağdaş,demokrat,aydın öğretmenleri her bir çocuğu/genci, ülkemizin geleceği görüp,emek verirdi.
ABD/ Marshall yardımlı süt tozu içerdik ilkokulda.
Oysa tarım ve hayvancılık ülkesinde yaşıyorduk.Bu da bir projeydi emperyalist emelli...Ülkemizde yeni yaptırımların ayak izleriyle, tarım ve hayvancılık da bitirildi on yılların izlenen siyasal tercihleri sonucunda...
Alabors traş olur,kartal şapka takardık.
Çoğumuzun evinde kitaplık yoktu.Gazete,dergi,roman okuyanımız azdı.Çok kanallı TV 'ler yoktu.
Günümüzdeki makineleşme ürünleri hayatımızda yoktu. Analarımızın el emeği ile yaptığı yün döşek,yorganımız içinde sağlıkla uyuduk.
Zaten alfabemizin ilk cümlesi de "Uyu uyu yat uyu"idi.
Bu da dönemin (1960/65) siyasal erkinin eğitime bakışının özeti ve tercihi idi.
Fakat uyumadık,uyanıp mahallemizden başlayıp ülkemizde yaşatılanları sorgulayıp, kavradık. Çocukluğumuzda;siber zorbalık/akran zorbalığı terimlerini bilmezdik.
Çünkü yoktu.
Anamız ekonomist,babamız stratejistti. Kıt kanaat imkanlarla çocuklarının okumaları için üstün gayret verdiler.
Evlerimiz tek katlı bahçeli, bostanlı; havamız temiz, suyumuz çeşmeden gelir berrak,yediklerimiz organikti .
Yer sofrasında aynı tabaktan yiyerek ,yemek adabını öğrendik.Masa,sandalye yaşam alanımıza girmemişti. En az 3/5 çocuklu aile idik. Hiç bir çocuğun özel odası yoktu. Misafir odası özeldi, girilmezdi.
Şimdiki gibi sanayi kirliliği içinde zehirlenmedik. Komşu,akraba,arkadaşlık hukuku içinde büyüdük. Dertleriyle dertlenip, çare ararken,sevinçleriyle mutlandık.Herkesin iyi bir geleceği olsun diye uğraştık.
Şimdiki kuşak gibi
"camdan/cama"degil "candan/cana" büyüdük.
Bir kuzene sobada,tezek, odun ve giderek kömür yakıp ısındık.Sobamiz üstünde çaydanlık,gügümde su ısınır, yemek yapılır,sobanın gözünde patates, ekmek pişerdi. Kalorifer,klima bilmezdik.
Köylü geçmişimiz ; kent yaşamımızda da kültürüyle, dayanışma ve üretim desteği ile devam ediyordu.Üretim ekonomisinden ,tüketim ekonomisine geçince her şeyi tüketir olduk ve giderek emek dolu üretimden uzaklaştık.
El işi kanaviçeli örtülerimiz, tahta tereklerimiz vardı. Modernizm adına, mutfak dolapları henüz yoktu.
İngiliz Home'siz,süper, hiper marketsiz,AVM'siz büyüdük. Bizim mahalle bakkalarımız vardı.Ticaret,tekelleşmemişti.
Bizim çocuk yıllarımız hazır giyim sektörünü bilmezdi ..
Zor koşullar olsa da günlerce prova edilen kıyafetler terzide el örgüsü giyimleri evlerde ki üretilenlerle giyindik.
Darbelerle geçti ,orta çocukluk ve gençliğimiz. Baskılar,çatışma,işkenceler, sürgünler,soruşturmalar ,
cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalar gördük,yaşadık.
Hakkımız ve haklı davamız için örgütlü mücadelede içinde yoğrulup ,var olduk.
Şahsi çıkar ve ikbal için eğilip bükülmeden,el etek öpmeden onurlu yaşamın erdemiyle yaşadık.
Okuduk,araştırdık,dünyamızın
ülkemizin gerçeklerine kafa yorup,bilinçlenmeye gayret ettik.Kimseye biat etmedik.
Çocukluğumuzdan itibaren kahvede,lokantada garson, inşaatta işçi,ayakkabı boyacısı,gazoz,şımışka(ay çiçeği) satıcısı olduk. Emeğimizle ailemize katkı sunup, hayat içinde piştik.
Hazıra konan kuşak değildik ki emegin en yüce değer olduğu bilinciyle, sınıfsal mücadele de bedeller ödeyerek, yerimizi aldık.
Özgürlük ve bağımsızlığı şiar edindik. Ve biliyorduk ki emperyalizm; tarihin her döneminde, ulusların özgürlük ve bağımsızlık hedefine düşmandır ve bunun için emelleri uğruna faşizmi tercih etmiştir. Böylelikle,işgaller,katliamlar yaşandı, yaşatılmaktadır.
Her aydın,demokrat,devrimci, yurtseverin görevi ; insanlığa, barışa,kardeşliğe düşman; emperyalizme ve faşizme karşı mücadele etmektir.
Yaşanılası bir dünya geleceği için GERÇEK DEMOKRASİ şarttır...
Evrenin tüm canlıların ortak yaşam alanı olduğu gerçeği ile ,tüm canlıların ve canların yaşam savunucularıyız biz.
Ekonomik,kültürel,sosyal,
siyasal zulümler görmeye devam etsek de bizim kuşağın hafızası ve bilinci yabana atılmamalıdır.Tecrübe ve deneyimler çok kıymetli hazinedir. Birikimlerimizden en başta ailelerimiz ve yerel ,genel siyasal yapılar ile toplumsal bileşenler yararlanmayı bilmeli,bizleri "yaşlanmış" kategorisinde görüp yok saymaktan uzak durmalıdırlar.
Bizim kuşak emekle, bilinçle, edeple her zaman her şartta dün,bugün,yarın tüm insanlığın insan onuruna yaraşır yaşamı için,ülkemizin aydınlık,çağdaş geleceği için mücadelelerden geldik.
Bunun kıymetini bilmek , toplumsal gelişime, geleceğe değer katar.
EMEKLE EDEPLE BÜYÜDÜK BİZ...
Bize emek verenlere; minnettarız.
Emeğin,edebin değerini bilenlere saygıyla...
Murat KAYA/Eğitimci/Yazar
23.12.2025/Davutlar
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları