21 Şubat 2026 - Cumartesi

Tarihsel Süreçte İNCELEME: DÜNDEN YARINA LAİKLİK...

Tarihsel Süreçte İNCELEME: DÜNDEN YARINA LAİKLİK...

Yazar - Murat Kaya
Okuma Süresi: 7 dk.
228 okunma
Murat Kaya

Murat Kaya

-
Takip EtGoogle News
Tarihsel Süreçte İNCELEME:
DÜNDEN YARINA LAİKLİK...
Orta Çağda din kurumu yani kilise; kralları da aşan bir yetkiyle donatılmıştı. Böylece toplum iki gruba ayrılmıştı. Bir yanda kilise yönetimi öbür yanda halk vardı.
1766/Amerika'da , İnsan Hakları Beyannamesi...
1789/Fransa'da ,İnsan Hakları ,Yurttaşlık Bildirgesi...
Sonucu kilise/kiliseler;ruhban sınıfı tahakkümü, 1905'de yasa ile hukuki bir zemine varmıştır.
Batıda laikliğin değişik düzeylerdeki gelişimi ve ortaya koyduğu tablo,bütün toplumlarda aynı özellikler ve yapıya sahip değildir.
1.Anayasalarında belli bir dini ve mezhebi korumayan ; Fransa/İspanya/Portekiz/Arnavutluk/Angola /Rusya/Kazakistan/Kırgızistan/ Tacikistan/Türkmenistan/ Azerbaycan/ TÜRKİYE...
2. Anayasalarında din-devlet işlerinin ayrılığına açıkça yer vermeyen;Almanya /ABD/Avusturya/Hollanda vb.
3. Resmi dine sahip olanlar; teokratik devletler: İran/Suudi Arabistan /Kuveyt/Afganistan
ile İsrail ise Yahudi devletidir.
OSMANLI DEVLETİ'nden CUMHURİYETE LAİKLİK ...
Osmanlı Devleti
gayrimüslimlere,gruplara tolerans gösterdiği,ayrı hukuk uyguladığı bunun da laiklik yaklaşımına kısmen yatkınlık olduğu söylenebilir.
Osmanlı döneminde;19.asrın ortalarına kadar,çeşitli bozulmalar devam etmiş, askeri temeli ve merkezi otoritesi çökmüş,devlet sözünü ;Payitaht dışına geçiremez olmuştur.
İltizam yöntemi, ağır vergiler hayat şartlarının ağırlığı sonucu halk ve devlet arasında bağ kopmuştur.Halk devlet yerine "ayan- derebeyi" boyunduruğu altına girmiştir.
Bu dönemde Batı sanayi ile gelişerek,Osmanlı memleketi ise verilen imtiyazlarla Batı'nın, açık pazarı olmuştur.
Osmanlı,toplumsal/siyasal/ ekonomik anlamda bir çöküş içindedir.
Bu süreçte; Nizam-i Cedit ile 3.Selim ve Meclis-i Ahkamı Adliye/ Dar-ı Şuray-ı Bab-ı Ali ile kabine sistemine geçen , pozitif ilimlerin eğitimiyle modern okul açan 2. Mahmut ile batı hukukundan iktibas ile konular alınmıştır.
Tanzimat ile reform hareketi, çağdaşlık yolunda adımlar atılarak; keyfi idareden,kanun devletine geçişe zemin oldu.
1839/Gülhane Hattı Humayun; 1850'de Ceza Kanunu/ 1851'de Kanuni Cedit/ 1858'de Arazi Kanunu/ 1869'da Mecelle çıkarıldı.
Padişah gücünü,dinden ve ulemadan alırken giderek kanun nizamında yol alındı.
Hukuk fetvalarla değil, fıkhın kanunlaşması yoluna girildi.
1850'de Ticaret Mahkemeleri kuruldu.1864'de Ticaret-i Bahriye ( Deniz Ticareti) Kanunnamesi yayınlandı.
Padişahlık ve hilafetin ayrılmasi ve giderek hilafetin kaldırılması ele alınıyordu.
2.Meşrutiyetle devletin laiklik yolunda gelişimine zemin oluşuyordu. 1.Dünya Savaşı sırasında kadınlara HEKİM olma izni verilmesi gibi...
Silahlı kuvvetlerde şapkaya benzer " Enveriye"adlı serpuş kullanılması gibi.Giderek sorunların dinsel kurallara göre değil çağdaş normlara göre yol izlenmeye gidilmesi.
Osmanlı'da ikili yapı sunan Ulema-Kapıkulu çelişkisi Kapıkulu'nun devreden çekilmesi ile idarede giderek nüfuzu artan yeni toplumsal kesimlerle ulema/askeri-sivil bürokrasi çatışması getirdi.
Devşirme kamu görevlilerinin yerini şimdi mekteplerden mezun ve bir kısmı Avrupa'da eğitim görmüş paşalar ve efendiler almıştır.
Osmanlı'da laikliğin izleri 1820 yıllarından itibaren Tanzimat raporlarında görülür.
Meşrutiyet döneminde iktidar olan İttihat ve Terraki Fırkası modernleşmeyi amaçlamış, çağın getirdiği ilerlemelere açık olmuştur. 1909 'da ilk Kanuni Esasi; yarı dini nihayet laik devlet anlayışına doğru yol alışı ,normal gidiştir.
Osmanlı sosyo-politik düzeninde merkezi otoritenin gücü tüm toplum kesimlerini yerinde tutmayı öngören devlet ideolojisi ile birleştiğinden; Batı'daki burjuvazi benzeri yeni bir sınıf ortaya çıkması imkansız olmuştur. Bunun yerini toplumun yapısı içinde modernleşmenin zorladığı laikleşme sürecinin önderliği, burjuvazi yerine onun tarihsel görevlerini devralan "asker-sivil" bürokrasi yapmıştır.
Ziya GÖKALP : " "Tanzimatçıların büyük hatasi "Şark ve Garp"medeniyetlerini karışım yaparak iki zıtlıktan yenilik arayıp ;İkili mahkeme iki tür okul/ iki türlü vergi/ iki türden bütçe/ iki tür kanun /eski- yeni hukuk/ eski-yeni ahlak / bağdaşmaz ..." diyor.
Bunun sonucu da bürokrasi ciddi bir toplumsal dayanak ve sınıfsal destekten yoksun kalmıştır. Halkın ;dönemin kültürel-eğitim-toplumsal yapısı içinde gelenekçi direnci LAİKLİĞİN toplumsal kök bulamamasına nedendir.
Oysa laiklik; dinin vicdani
olduğunu , dinin ve din adamlarının alanlarında etkin olmaları gerektiğini ve devlet işlerine dinin karıştırılmaması öngörüsünü içermektedir.
LAİKLİK:
--- Dinin; siyaset ve devlet işlerine karıştırılmamasını, her vatandaş için "inanç/düşünce/vicdan-ibadet" hürriyetinin sağlanmasını gerektirir.
--- Laiklik; dini duyguları ve inançları çeşitli çıkarlara araç yapmayı "din kutsiyetine" uymazlık görür.
--- Laiklik; yurttaşlar arasında din/mezhep vb.sebeplerle ayrım yapılmamasını,devletin
ülkedeki bütün din ve mezheplere aynı mesafede bulunarak; toplumsal eşitlik/ özgürlük /adalet temelinde yükselir.
--- Laiklik; toplumda farklı inançların birlikte eşit yaşamalarını mümkün kılan hoşgörü içinde bir düşünce sistemidir.
--- Laiklik ; eğitim/hukuk/ kadın-erkek ilişkilerinde eşitlik/devletin yapısı ve işlevinde aklın ve pizitif bilimi kurallarını önceller.
--- Laiklik; bureyin dini inanış özgürlüğünü,ibadetinin yerine getirilmesinde hür ortamı yasal güvence altına alır.
Dini inançları; kişisel ve siyasal vb.çıkar ilişkileri için kullananmak bu yolla anayasal devlet düzenine karşı olmak kabul edilemez.
Laiklik,ulusal birlik ve beraberlik içinde barış ve kardeşlik hukukunu öngörür.
Laiklik,çağdaş toplumun ve modern devlet yapısının temelidir.
Laiklik, toplumsal yapıyı ilgilendiren ; EĞİTİMİN bilimsel yapısının,aile/kültür/ ekonomik yaşam için EVRENSEL HUKUKUN; çağın gerekliliğine uygulanmasıdır.
ATATÜRK :
" Din bir vicdan meselesidir. Herkes, vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünceye karşı değiliz. Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmıştır. Hiç bir kimse hiç bur kjnseyi ne bur din ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayamaz.
Din işlerini ,ulus ve memleket işleriyle karıştırmamaya çalışıyor ; kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz." der.
Din ve mezhep hiç bir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.
Ortadoğu'da yaşatılan zulmün temelinde de dinin siyasi olarak emperyalist emellere alet edilmesi açısından en çarpıcı örnektir.
İsrail'in Yahudi devleti olarak pervasızlığı arkasında emperyalizmin açık desteği en açık örnektir.
Din ,sahte dindarlığın, büyücülüğün,her türden çıkar ilişkilerinin aracı olamaz, olmamalıdır ...
Çağdaşlaşmaya yönelmeyen, yaşadığı çağın gerçeklerini kavramayan toplumlar ve uluslar ÖZGÜR ve BAĞIMSIZ olamaz. Bağımsız olmayan toplumlarda din- düşünce- ibadet hürriyeti de olmaz .
Çağdaşlaşmanın temeli olan LAİKLİK olmadan bağımsızlık ve anti- emperyalizm de gerçeklik kazanamaz.
Laik- bilimsel- çağdaş ve kamusal eğitim çağın gereği ve gerçeğidir.
Tıpkı KÖY ENSTİTÜLERİ gibi.
Aklın ve Bilimin Işığında emek verenlere saygıyla...
Bu çalışma bir İNCELEME /ARAŞTIRMA yazısıdır...
KAYNAKÇALAR :
Atatürk : Söylev
İnan AFET: Medeni Bilgiler
Arsel İLHAN: Laik Devlete
Atatürk Ünv.: Atatürk Dergisi
Berkes NİYAZİ: Teokrasi ve Laiklik...
Yetkin AYDIN:Araştırma Mak.
 
21.02 2026/ Davutlar
Murat KAYA/ Eğitimci
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları