06 Ekim 2026 - Salı
GÜVEN/POZİTİF İLETİŞİM /HEDEFE ODAKLANMAK...
GÜVEN/POZİTİF İLETİŞİM /HEDEFE ODAKLANMAK...
Yazar - Murat Kaya
Okuma Süresi: 4 dk.
272 okunma

Murat Kaya
-GÜVEN/POZİTİF İLETİŞİM /HEDEFE ODAKLANMAK...
GÜVEN,bir insanın/toplumun, karşısındaki kişinin sözüne, niyetine,davranışına ve tutarlı haline inanabilmesi ile kurulan ilişki durumudur.
"Bana güven/güvenin" demek ile güven oluşmaz...
Verilen sözlerin tutulması/söylenen ile yapılanın örtüşmesi/ adil ve şeffaf davranılması /farklılıklara saygı/dayanışma içinde olma
GÜVENİN temelidir.
Ben,karşımdaki insana güveniyorsam, onun da bana güvenebileceği bir ortamı yaratmam gerekir.
Güven,yalnızca beklenen değil,aynı zamanda üretilen değerdir.
Güven ortamında insanlar;
düşüncelerini özgürce ifade eder,eleştirebilir,hata yapabilir
hatasından ders çıkarır,özür dilemeyi bilir,çözüm üretir.
Bu nedenle GÜVEN;
"samimiyet+tutarlılık+adalet+
şeffaflık+sorumluluk+ saygı" temelinde oluşur,gelişir...
Bireyde güven; kişinin kendisine/ ve karşısındakine
birlikte hareket etmenin mümkün olduğuna inanmakla oluşur..
Kendine güvenmeyen birey ;
çoğu zaman haklı çıkmaya çalışırken; kendine güvenen birey ise gerçeği bulmaya çalışır.
Toplumsal GÜVEN;
insanların birbirlerini yalnızca kimliği/ görüşü/ çıkarı üzerinden değerlendirmemek
zemininde gelişir.
Pozitif iletişim ise farklılıkları
ortadan kaldırmak değil, farklılıklar içinde birlikte yaşayabilmek ve ortak bir zemin yaratma becerisidir.
Örgütsel yapılarda güven için,
biçimsel değil bilimsel ölçekte ve gerçeklikte, demokratik düşünüş içinde ortak aklı merkeze almakla mümkündür.
İnsan-insana emek verilen süreçlerin en can alıcı özelliği
iletişim donanımı/dilidir.
Elbette pozitif iletişim,
her şeye olumlu bakmak/ sorunları görmezden gelmek değildir.
Pozitif iletişim,sorun çözer.
Güvensizlik,pozitif iletişimi yok eder.
Yaşamda/örgütsel yapılarda güvensizlik durumunda:
***İnsanların,susar.
***Sorunlar gizlenir.
***Ortak aklın yerini, keyfi tutumlar alır.
*** Özgür irade baskılanır.
***Gruplaşmalar oluşur.
***Dedikodu ve kişisel hesaplaşma artar.
*** Örgütsel enerji; hedefe odaklanmak yerine, iç çekişmelerle, iç mücadelede tüketilir.
Örgütsel başarı,sadece "aynı hedefi söylemek " değil
o hedefe "nasıl yüründüğü" ile de ilgilidir.
Demokratik bir hedefe, demokratik olmayan yöntem ile ulaşmaya çalışmak hem çelişki hem de güvensizlik yaratır...
Hedefe doğru YOL alırken, birbirimize nasıl ve ne kadar samimi davrandığımız çok değerlidir.
Çünkü örgütsel yapılar; istenilen gelecek için,koyulan hedefin bir laboratuvarıdır...
Eğer örgütsel yapılarda : (dernek/sendika/parti vb.)
güven/özgür düşünce/pozitif iletişim/katılımcı ve bütünleyici/ortak akıl üretilmiyor/oluşturulmuyorsa
dışarıya"demokratik/çoğulcu/
Umut veren /bir toplum-ülke vaat etmek inandırıcı olmaz.
Çünkü demokratik toplumun kültürü, önce onu kurmaya çalışan insanların birbiriyle kurduğu ilişkide başlayıp,
YOL alır.
Toplumun en geniş kesimleri ile buluşmayı,mücadeleye ortak kılmayı, farklılıkları bir arada tutmayı ve toplum -ülke çapında UMUT OLMAYI hedefliyorsak; bu sınavı önce örgütsel yapıda sağlamalıyız.
Bugün için örgütsel güven, sadece yönetime duyulan güven değildir.
Her bir üyenin örgütüne, örgütsel yapı ise her bir üyesine güven bağıyla ilişki içinde olmalıdır.
Demokratik òrgüt;herkesin aynı dúşündüğü yapı değildir.
Elbette òrgütsel yapıların, kurumsal sòylemleri/tüzük/ program/yönetmelik vb. işlevi üyeleri bağlayıcıdır.
Bu bağlayıcılık üyelerin özgür iradesi ile oluşursa, sorumluluk/ sahiplenme artar ve örgütsel yapı büyür.
Elbette özgür irade;her bireyin söylem diline/pozitif iletişim becerisine/örgütsel emekte yaklaşımına özen göstermesi sorumluluğunu da gerektirir.
Enerjimizi ortak emek ile;
***Üyeyi çoğaltmaya,
***Örgütsel yapıda demokratik kültürü geliştirmeye,
***Toplumun tüm bileşenleri, kesimleriyle olumlu ilişki kurmaya,
***Mahalleyi/sokağı yaşamsal tüm alanları örgütlemeye,
Yoğunlaştırarak ortak hedefe
ulaşabiliriz.
En büyük kazanım;
"GÜVENİLİR/İNANDIRICI/ DEMOKRATİK ÖRGÜT KÜLTÜRÜ" oluşturmaktadır.
Bu konuda her birey; önce kendini geliştirip, donanımlı halde,pozitif iletişimle örgüte emek verip,değer katmalıdır.
YAN YANA gelerek hedefe odaklanmak gerekir.
SÒZÜN SONU :
"En uzak mesafe ,
Birbirini anlamayan iki kafa arasındaki mesafedir."
Birbirimizi etkin dinleyerek, birbirimize değer vererek, pozitif iletişimle birbirimizi anlayarak ve anlamlandırarak
HEDEFE ODAKLI ORTAK EMEK vererek; önce örgütsel yapıda ve tüm toplumsal bileşenlerle YAN YANA gelmek tarihsel sorumluğumuzdur...
Saygılarımla...
06.10.2026/Davutlar
Murat KAYA/Eğitimci
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları